Positive Mood Institute olarak biz, empatiyi eğitim konusu değil, kültürel bir dönüşüm aracı olarak ele alıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; güçlü kurumlar liderlerini değil, birbirini anlayan insanlarını yetiştirir.
Şirketlerde “eğitim” kelimesi duyulduğunda çoğu çalışanın aklında aynı sahne canlanır: uzun bir PowerPoint sunumu, dolu bir salon, göz ucuyla saate bakan insanlar.
Sessizlikten sese geçmek, ancak güvenli alanlarla mümkündür. Yaratıcı drama bu güveni deneyimsel bir şekilde kurar ve çalışanların sesini duyurur. Çünkü iş dünyasında en değerli kaynak, cesurca söylenen bir fikirdir.
İnsanlar iş değiştirme kararını genellikle maaş yüzünden aldıklarını söyler. Ama perde arkasında işler o kadar basit değildir. Çoğu zaman bir çalışanı işten uzaklaştıran şey, kendini değerli hissetmemesidir.
Giriş: Eğitim Salonu mu, Sahne mi? Çalışanlar için düzenlenen birçok eğitim genellikle aynı manzaraya sahiptir. Uzun bir sunum, kalabalık bir salon, dinleyen ama çok az...
Birçok şirket için eğitim bütçesi kalemi genellikle ilk kesilenlerden biri olur. Çünkü kısa vadede sonuç vermeyen, doğrudan kazanca dönüşmeyen bir alan gibi görünür. Fakat işin...
Her yıl kurslar, okullar ve eğitim merkezleri seminer dönemine hazırlanırken aynı tablo ortaya çıkar. Programlar yapılır, planlar hazırlanır, sunumlar ekrana yansıtılır. Ama odadaki hava farklıdır. Çoğu çalışan için seminer dönemi, yeni döneme hazırlıktan çok “uzun toplantılar” anlamına gelir. Katılımcılar koltuklarına gömülür, not defterleri açılır, telefon ekranları gizlice kaydırılır. Bu atmosferde motivasyonun düşmesi ve katılımın azalması kaçınılmazdır.
Seminer dönemi geldi çattı. O büyük hazırlık başlıyor: veli toplantıları, sınav planlamaları, yeni kayıt telaşları… Bir yanda WhatsApp gruplarında dönen listeler, diğer yanda çay molasında...
Bir toplantı odasında herkes sessizse, bunun iki nedeni olabilir: Ya herkes çok iyi anlaşıyordur… Ya da kimse gerçekten konuşmuyordur. Ve işin kötüsü, ikinci ihtimal daha...










