Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim Kılavuzu: Kurumsal Takım Çalışmasında Yenilikçi Dönüşüm Stratejileri

Günümüzün yoğun rekabet ortamında, kurumsal şirketlerin sürdürülebilir başarı elde etmeleri büyük ölçüde çalışanlarının uyumuna bağlıdır. Klasik masa başı eğitimleri, modern iş dünyasının karmaşık ve dinamik ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalabilmektedir. Bu noktada devreye giren deneyimsel öğrenme metotları, ekiplerin potansiyellerini en üst düzeye çıkarmak için vazgeçilmez bir araç haline gelmiştir. Positive Mood Institute, bu alandaki uzmanlığıyla şirketlere vizyoner, yenilikçi ve akılda kalıcı kurumsal gelişim çözümleri sunmaya devam etmektedir.
Şirket kültürünü dönüştürmek ve takım ruhunu pekiştirmek için tasarlanan programların en etkililerinden biri, yaratıcılığı merkeze alan uygulamalardır. Bu bağlamda öne çıkan Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim programı, çalışanların analitik düşünme ve fiziksel koordinasyon becerilerini eşzamanlı olarak harekete geçirir. Ekipler, devasa bir figürü hayata geçirirken aslında kendi içlerindeki potansiyeli ve ortak hareket etme gücünü derinlemesine keşfederler. Kurumsal yapılardaki iletişim engellerini eğlenceli ve etkileşimli bir yolla ortadan kaldıran bu yöntem, sıradan bir ekip çalışmasının çok ötesine geçerek kalıcı izler bırakır.
Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim Hakkında Bilgi
Kurumsal dünyada gerçek bir takım ruhu oluşturmak her zaman kolay bir süreç değildir ve çok boyutlu, stratejik bir yaklaşım gerektirir. Sadece hedeflerin belirlenmesi veya şirket vizyonunun aktarılması, çalışanların birbirine kenetlenmesi için yeterli motivasyonu sağlamayabilir. Bireylerin ortak bir amaç uğruna bir araya gelip somut bir eser ortaya koymaları, psikolojik bağlılığı çok daha hızlı ve güçlü bir şekilde inşa eder. Bu noktada sanatın, mühendisliğin ve işbirliğinin harmanlandığı etkinlikler büyük bir öneme sahiptir.
İşte tam bu ihtiyaçtan doğan Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim, katılımcıları sıfırdan devasa boyutlarda hareketli bir figür inşa etmeye davet eden sıra dışı bir deneyimdir. Süreç, temel materyallerin ekiplere dağıtılmasıyla başlar ve tamamen katılımcıların yaratıcılığı, planlaması ve iş bölümüyle şekillenir. Kartonlar, ipler, bambu çubuklar ve çeşitli geri dönüştürülebilir malzemeler, ekibin ortak vizyonu doğrultusunda anlamlı ve devasa bir karaktere dönüşür.
Bu atölye çalışması sadece estetik bir figür yaratma amacı taşımaz; aynı zamanda derin bir kurumsal metafor barındırır. Parçaların tek başına anlamsızken birleştiğinde devasa ve hareketli bir bütüne dönüşmesi, şirket içindeki departmanların işleyişine doğrudan atıfta bulunur. Her bir çalışanın kurumsal yapıya katkısı, kuklanın hareket etmesini sağlayan o kritik iplerden veya bağlantı noktalarından biri gibidir.
Katılımcılar, atölye boyunca zaman yönetimi, kaynak tahsisi ve anlık kriz yönetimi gibi temel kurumsal yetkinlikleri gerçek zamanlı olarak test etme imkanı bulurlar. Bir parçanın yanlış monte edilmesi, tüm figürün dengesini bozabileceğinden, ekipler arası iletişim en üst düzeyde tutulmak zorundadır. Bu nedenle bu deneyim, eğlenceli görünümünün altında son derece ciddi bir kurumsal davranış eğitimi barındırmaktadır.
Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim Süreçleri ve Derinlemesine Detayları
Başarılı bir kurumsal eğitimin sırrı, sürecin her aşamasının titizlikle planlanması ve katılımcıların psikolojik olarak doğru yönlendirilmesinden geçer. Atölye süreci başlamadan önce, şirketinizin insan kaynakları departmanıyla yapılan görüşmeler doğrultusunda kurumun genel hedefleri ve aşılmak istenen engeller analiz edilir. Positive Mood Institute uzmanları, bu veriler ışığında etkinliğin temel temasını ve kuklanın temsil edeceği kurumsal mesajı önceden belirler.
Etkinlik günü, katılımcıların kendilerini rahat hissedecekleri, hiyerarşiden uzak, geniş ve güvenli bir çalışma ortamı oluşturulur. Ekipler, genellikle farklı departmanlardan çalışanların bir araya getirilmesiyle oluşturulan karma gruplara ayrılır. Bu karma yapı, şirket içindeki görünmez siloları yıkmak ve birbirini az tanıyan kişilerin yoğun bir etkileşime girmesini sağlamak için özellikle tercih edilmektedir.
Sürecin ilk aşaması, tasarım ve planlama evresidir. Ekiplere sadece hammaddeler ve ulaşmaları gereken nihai hedef verilir; nasıl yapacakları tamamen onların inisiyatifindedir. Bu evrede liderlik vasıfları, ikna kabiliyeti ve ortak karar alma mekanizmaları doğal bir şekilde devreye girer. Proje yöneticileri belirlenir, tasarım eskizleri çizilir ve kısıtlı zamanın nasıl en verimli şekilde kullanılacağı tartışılır.
Planlama tamamlandıktan sonra, Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim programının en dinamik aşaması olan üretim süreci başlar. Ekipler kendi içlerinde farklı görev güçlerine ayrılırlar; bir grup kuklanın baş kısmını tasarlarken, diğer grup gövde mekanizmasını, bir başka grup ise hareket uzuvlarını inşa eder. Her grubun ürettiği parça, nihayetinde diğerleriyle kusursuz bir şekilde birleşmek zorundadır.
Üretim esnasında en çok karşılaşılan zorluk, farklı vizyonların ve çalışma hızlarının senkronize edilmesidir. İş hayatında olduğu gibi, bir departmanın gecikmesi veya hatalı üretimi tüm projenin aksamasına neden olabilir. Kolaylaştırıcı uzmanlarımız bu anlarda devreye girerek, sorunu çözmek yerine ekibin kendi içinde çözüm üretmesini sağlayacak kritik sorular yöneltirler.
Parçaların birleşme anı, Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim deneyiminin en nefes kesici ve duygu yüklü aşamasıdır. Ekipler, saatlerce üzerinde çalıştıkları bağımsız parçaları devasa bir mekanizma oluşturmak üzere büyük bir dikkatle bir araya getirirler. Mühendislik hesaplarının, yaratıcılığın ve ekip içi uyumun nihai sınavı bu entegrasyon anında verilir.
Kuklanın fiziksel inşası tamamlandığında süreç bitmez; asıl büyü şimdi başlamaktadır. Devasa figürün ayağa kaldırılması ve uyum içinde hareket ettirilebilmesi için ekibin kusursuz bir koreografiyle çalışması gerekir. Bir kişi kolu çekerken, diğerinin bacağı oynatması ve bir başkasının dengeyi sağlaması şarttır. Bu hareket evresi, “aynı yöne bakma ve aynı nefesi alma” kavramının en somut fiziksel dışavurumudur.
Etkinliğin kapanış bölümünde, ekipler kendi devasa figürleriyle kısa bir performans sergileyerek elde ettikleri başarıyı tüm salonla kutlarlar. Bu coşkulu kutlamanın ardından, uzman kolaylaştırıcılar eşliğinde kapsamlı bir geri bildirim (debriefing) oturumu gerçekleştirilir. Yaşanan deneyimlerin, yapılan hataların ve bulunan yaratıcı çözümlerin ofis hayatına nasıl entegre edilebileceği üzerine derinlemesine analizler yapılır.
Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim Temel Özellikleri
Bir eğitim programının şirketler tarafından benimsenmesi ve kalıcı etki yaratması, onun sahip olduğu yapısal özelliklerle doğrudan ilişkilidir. Deneyimsel öğrenme uygulamaları, standart sınıf eğitimlerinden ayrılan benzersiz karakteristik avantajlara sahiptir. Bu avantajların başında, öğrenme sürecini tamamen interaktif, katılımcı ve yüksek enerjili bir hale getirmesi bulunmaktadır.
Bu metodolojinin en belirgin özelliklerinden biri, somut ve anında gözlemlenebilir sonuçlar üretmesidir. Kurumsal hayatta bir projenin çıktısını görmek bazen aylar alabilirken, bu atölyede katılımcılar emeklerinin sonucunu devasa bir eser olarak saatler içinde karşılarında görürler. Bu hızlı başarı hissi, beyindeki dopamin salgısını artırarak takımın özgüvenini ve gelecekteki projelere olan inancını olağanüstü derecede yükseltir.
Ayrıca, Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim programı son derece kapsayıcı (inclusive) bir yapıya sahiptir. Atölye, çok çeşitli yeteneklere ihtiyaç duyulan görevler barındırdığından, analitik düşünen mühendislerden yaratıcı tasarımcılara kadar herkes kendi güçlü yönünü sergileyebileceği bir alan bulur. Bu durum, çeşitliliğin (diversity) bir şirket için ne kadar büyük bir zenginlik olduğunun uygulamalı bir kanıtı niteliğindedir.
Öte yandan, etkinlik tamamen hiyerarşiden arındırılmış bir “güvenli alan” (safe space) sunar. Unvanların kapıda bırakıldığı bu ortamda, stajyerler ile üst düzey yöneticiler aynı makası paylaşır, aynı kartonu keser ve eşit sorumluluk alırlar. Psikolojik güvenliğin tesis edildiği bu tarz ortamlar, şirket içindeki dürüst iletişimi teşvik eder ve hata yapma korkusunu ortadan kaldırarak inovasyonun önünü açar.
Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim Kurumsal Uygulama Alanları
Kurumların yaşam döngüsü içerisinde birbirinden farklı zorluklar barındıran kritik dönemler ve dönüm noktaları bulunmaktadır. Yenilikçi atölye çalışmalarının esnek ve modüler yapısı, bu farklı organizasyonel senaryoların her birine mükemmel bir şekilde adapte olabilmesini sağlar. Doğru zamanda ve doğru amaca yönelik kurgulanan bir etkinlik, şirketin karşılaştığı organizasyonel engelleri aşmada bir katalizör görevi üstlenir.
En etkili uygulama alanlarının başında, şirketin yıllık vizyon toplantıları veya dönemsel strateji belirleme kampları (kick-off) gelir. Bu tür toplantılar genellikle yoğun veriler ve ciddi sunumlarla geçtiğinden, katılımcıların motivasyonu hızla düşebilir. Programın toplantı aralarına entegre edilmesi, katılımcıların zihinlerini tazeler, kurumsal hedeflerin fiziksel bir aktivite ile metaforik olarak içselleştirilmesine olanak tanır.
Bir diğer stratejik kullanım alanı ise, büyük çaplı organizasyonel değişim dönemleridir. Yeni bir çalışma modeline geçiş, üst yönetim değişiklikleri veya şirket satın almaları çalışanlarda belirsizlik ve stres yaratabilir. Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim, bu tür fırtınalı dönemlerde çalışanların ortak bir güven limanında buluşmalarını ve değişim sürecine çok daha güçlü bir psikolojiyle adapte olmalarını sağlar.
Bunların yanı sıra, çalışan bağlılığı anketlerinde (eNPS) iletişim ve aidiyet sorunlarının tespit edildiği departmanlar için özel bir müdahale aracı olarak da kullanılır. Takım içi toksik rekabeti işbirliğine dönüştürmek, kişilere değerli olduklarını hissettirmek ve kaybolan takım ruhunu yeniden canlandırmak için oldukça etkilidir. Ekipler arası güveni yeniden inşa etmek, ancak böylesine şeffaf ve ortak hedefe odaklı deneyimlerle mümkündür.
Liderlik Gelişiminde Kullanım Örneği
Modern iş dünyasında liderlik, ekiplere sadece talimat vermek değil, onların potansiyellerini açığa çıkarmak ve karmaşık süreçleri orkestra şefi gibi yönetmektir. Yeni nesil liderlerin yetiştirilmesi sürecinde deneyimsel öğrenme metotları vazgeçilmezdir. Atölye ortamı, yöneticilerin kendi liderlik tarzlarını aynada görüyormuşçasına net bir şekilde analiz edebilecekleri eşsiz bir laboratuvar sunar.
Yönetim Becerilerine Etkisi
Atölye süresince yöneticiler, kısıtlı zaman ve kaynaklarla devasa bir projeyi hayata geçirmek için ekiplerini motive etmek zorundadırlar. Mikro yönetim (micromanagement) yapan liderler, her detaya müdahale ettiklerinde sürecin nasıl tıkandığını anında gözlemlerler. Yetki devretmeyi ve ekibine güvenmeyi öğrenen liderler ise, ortaya çıkan devasa figürün başarısıyla ödüllendirilirler.
Bu süreç, liderlerin çalışanlarının farklı yetkinliklerini tanımaları için de harika bir fırsattır. Ofis ortamında sessiz kalan bir çalışanın, tasarımsal bir kriz anında nasıl yaratıcı bir çözüm sunduğunu görmek, liderin o kişiye bakış açısını tamamen değiştirir. Liderler, ekibin gizli potansiyellerini keşfetme ve doğru yeteneği doğru yere konumlandırma becerilerini bu sayede keskinleştirirler.
Stratejik Karar Alma
İnşa sürecinde işler her zaman planlandığı gibi gitmeyebilir; malzemeler yetmeyebilir veya parçalar birbirine uymayabilir. Liderler bu anlarda panik yapmak yerine, stratejik düşünerek yeni bir eylem planı (Plan B) oluşturmak zorundadırlar. Bu anlık krizler, yöneticilerin baskı altındayken ne kadar soğukkanlı kalabildiklerini ve takıma ne kadar güven verebildiklerini test eden gerçek simülasyonlardır.
Etkinlik sonrasında liderler, uyguladıkları stratejilerin sonuçlarını uzman geri bildirimleriyle değerlendirme şansı bulurlar. “Hangi kararım süreci hızlandırdı?” veya “Ekibin motivasyonunu nerede kaybettim?” gibi sorular üzerinden derinlemesine bir kişisel gelişim süreci yaşanır. Bu öğrenimler, ofis hayatındaki risk yönetimi ve stratejik planlama süreçlerine doğrudan aktarılır.
Departmanlar Arası İletişimi Güçlendirme Kullanım Örneği
Büyüyen şirketlerde en sık rastlanan organizasyonel hastalıklardan biri, “silo sendromu” olarak adlandırılan, departmanların kendi içlerine kapanarak izole çalışmasıdır. Satış ile operasyon, üretim ile pazarlama arasındaki iletişim kopuklukları, müşteri memnuniyetsizliği ve finansal kayıplar olarak şirkete geri döner. Bu görünmez duvarları kırmak için yaratıcı müdahalelere ihtiyaç vardır.
Siloları Yıkmak
Farklı departmanlardan kişilerin bir araya getirildiği karışık bir atölye grubu, kişilerin unvanlarından sıyrılarak birbirlerini insan olarak tanımalarını sağlar. Birlikte bir dev kukla atölyesi deneyimi yaşamak, departmanlar arası rekabeti ortadan kaldırarak yerini saf bir işbirliğine bırakır. Bir finans müdürü ile bir müşteri temsilcisinin aynı projede omuz omuza çalışması, aralarındaki mesafeyi saniyeler içinde un ufak eder.
Mekaniğin çalışması için her parçanın birbiriyle iletişim halinde olması gerektiği metaforu, ekipler tarafından fiziksel olarak tecrübe edilir. Satış departmanını temsil eden bir parça, üretim departmanını temsil eden parçayla uyumsuz olduğunda figürün ayağa kalkamayacağı gerçeği yüzlere çarpar. Bu acımasız ama eğlenceli gerçeklik, şirket içi empatinin hızla gelişmesini sağlar.
Ortak Dil Yaratmak
Kurumsal iletişimde en büyük bariyer, her departmanın kendi teknik jargonunu kullanarak diğerleriyle anlaşılmaz bir dil konuşmasıdır. Atölye ortamında ise herkesin ortak dili, ulaşılmak istenen ortak hedeftir. Katılımcılar karmaşık terimler yerine basit, net ve çözüm odaklı iletişim kurmanın değerini pratik ederek öğrenirler.
Kazanılan bu sade ve anlaşılır iletişim becerisi, etkinlik sonrasında şirket maillerine, proje toplantılarına ve günlük diyaloglara pozitif bir yansıma yapar. Birbirini bir insan olarak tanıyan ve ortak bir zorluğun üstesinden gelen çalışanlar, ofise döndüklerinde çok daha toleranslı ve yardımlaşmaya açık bir tutum sergilerler. Bu durum kurumsal verimliliği doğrudan artırır.
Kriz Yönetimi ve Problem Çözme Kullanım Örneği
İş dünyası doğası gereği belirsizlikler, ani krizler ve beklenmedik problemlerle doludur. Ekiplerin bu stresli anlarda dağılmadan çözüm odaklı kalabilmesi, kurumun kriz bağışıklığının en önemli göstergesidir. Sanat ve mühendislik tabanlı takım çalışmaları, bu bağışıklığı güçlendirmek için güvenli bir laboratuvar ortamı yaratır.
Çevik Reaksiyon Geliştirme
Atölye kurgusunda bilinçli olarak yaratılan kısıtlamalar (örneğin aniden bir malzemenin tükenmesi veya sürenin kısaltılması), iş hayatındaki krizlerin minyatür birer kopyasıdır. Ekipler, bu beklenmedik şoklar karşısında şikayet etmek yerine eldeki imkanlarla yeni bir çözüm (workaround) üretmek zorundadır. Bu durum, organizasyonel çevikliği (agility) ve esnekliği artıran mükemmel bir egzersizdir.
Kriz anlarında liderlik rolünü kimin üstleneceği, iletişimin nasıl sağlanacağı ve motivasyonun nasıl korunacağı anlık olarak belirlenir. Bu çevik reaksiyonlar, ekiplerin konfor alanlarından çıkarak sınırlarını zorlamalarını sağlar. Başarılı bir şekilde atlatılan her kriz simülasyonu, ekibin problem çözme kaslarını biraz daha güçlendirir ve onları gerçek hayattaki zorluklara hazırlar.
Baskı Altında Odaklanma
Zaman daralırken ve figürün henüz yarısı bile tamamlanmamışken ekiplerin üzerinde oluşan baskı son derece gerçektir. Bu baskı altında odak noktasını kaybetmemek, hedeften sapmamak ve birbirini suçlamak yerine çözüme odaklanmak hayati önem taşır. Duygusal zekanın (EQ) ve stres toleransının en üst düzeyde test edildiği anlar bu dakikalardır.
Günün sonunda, tüm bu baskıya rağmen devasa figür başarıyla ayağa kaldırıldığında yaşanan katarsis (duygusal boşalma), ekiplerin psikolojik dayanıklılığını (resilience) inanılmaz ölçüde artırır. Çalışanlar ofise döndüklerinde karşılaştıkları müşteri krizlerini veya sıkışık teslim tarihlerini, atölyede deneyimledikleri o “biz bunu çözebiliriz” inancıyla karşılarlar.
Şirket Birleşmeleri ve Entegrasyon Kullanım Örneği
Şirket satın almaları (M&A) veya büyük şirket birleşmeleri, her iki tarafın çalışanları için de yüksek kaygı ve kültürel çatışma riski taşıyan süreçlerdir. Farklı kurum kültürlerinden gelen, farklı alışkanlıklara sahip yüzlerce insanın bir gecede aynı vizyonu paylaşması beklenemez. Bu kültürel entegrasyonu hızlandırmak için sadece stratejik planlar değil, duygusal köprüler kuran uygulamalar gereklidir.
Kültürel Uyum Sağlama
Eski ve yeni şirket çalışanlarının karma gruplar halinde bir araya getirildiği bu deneyim, “biz ve onlar” ayrımını ortadan kaldırmanın en doğal yoludur. Ekipler sıfırdan, tarafsız bir zeminde ortak bir eser yaratırken, birbirlerinin çalışma disiplinlerini, mizah anlayışlarını ve problem çözme yaklaşımlarını gözlemlerler. Bu gözlem süreci, ön yargıların kırıldığı ve karşılıklı saygının oluştuğu ilk andır.
Yaratılan ortak eser, aslında birleşen iki şirketin yeni ve güçlü sinerjisini temsil eden kurumsal bir metafordur. Farklılıkların bir çatışma unsuru değil, ortak yapıyı güçlendiren bir zenginlik olduğu uygulamalı olarak kanıtlanır. Ortak vizyonun fiziksel bir form kazanması, çalışanların yeni kurum kimliğini içselleştirmelerini ve benimsemelerini büyük ölçüde kolaylaştırır.
Yeni Ekip Dinamikleri
Birlikte ilk defa çalışan grupların oluşturduğu yeni dinamikler, güven üzerine inşa edilmek zorundadır. Dev figürü hareket ettirme aşamasında yaşanan o kusursuz senkronizasyon zorunluluğu, çalışanlara “ancak birbirimize güvenirsek ilerleyebiliriz” mesajını bilinçaltı düzeyde verir. Bu güven inşası, birleşme sonrası yaşanabilecek olası departman içi dirençlerin kırılmasında anahtar rol oynar.
Etkinlik boyunca birlikte gülünen hatalar, kutlanan başarılar ve paylaşılan yüksek enerji, yeni kurulan ekibin ilk “ortak anıları” olarak kurumsal hafızaya kazınır. Bu ortak anılar, gelecekteki zorlu projelerde ekibin birbirine tutunmasını sağlayacak psikolojik çimentodur. Şirket birleşmelerinin soğuk ve gergin havası, bu tarz yaratıcı atölyelerle yerini sıcak, coşkulu ve umut dolu bir başlangıca bırakır.
Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim Sıkça Sorulan Sorular
Kurum kültürünü kökten değiştirmeyi hedefleyen bu yenilikçi uygulamalar hakkında, insan kaynakları profesyonellerinin ve şirket yöneticilerinin aklında bazı temel sorular oluşabilmektedir. Planlama sürecini şeffaflaştırmak, beklentileri doğru yönetmek ve atölye metodolojisini daha net aktarabilmek adına, konuyla ilgili en çok merak edilen soruları uzman bakış açısıyla detaylı bir şekilde ele aldık.
- Bu atölye çalışmasına katılmak için çalışanların özel bir sanatsal veya teknik el becerisine sahip olması gerekiyor mu? Kesinlikle hayır. Programın kurgusu, hiçbir mühendislik, tasarım veya sanatsal yetenek gerektirmeyecek şekilde özel olarak tasarlanmıştır. Başarı, bireysel yeteneklerden ziyade ekibin işbirliği kapasitesine ve iletişim gücüne bağlıdır. Zaten Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim uygulamasının temel amacı mükemmel bir sanat eseri yaratmak değil, birlikte üretme kültürünü teşvik etmektir. Herkesin yapabileceği basit ama kritik görevler bulunmaktadır.
- Etkinlik için ideal mekan ve alan büyüklüğü nasıl olmalıdır, ofis içinde yapılabilir mi? Geniş çaplı ve hareketli figürler inşa edileceği için fiziksel alanın genişliği güvenli ve rahat bir çalışma için oldukça önemlidir. Çoğu durumda büyük otellerin balo salonları, geniş toplantı merkezleri veya uygun hava koşullarında özel açık hava etkinlik alanları tercih edilmektedir. Eğer şirketinizin ofis bünyesinde yüksek tavanlı ve geniş katılıma uygun bir fuaye veya dinlenme alanı bulunuyorsa, kurum içi mekanlarda da rahatlıkla uygulanabilmektedir.
- Üretilen devasa figürler etkinlik sonrasında ne yapılıyor, kurum içinde sergilenebilir mi? Evet, pek çok şirket bu unutulmaz deneyimin somut bir hatırası olarak üretilen eserleri kurum bünyesinde muhafaza etmeyi tercih etmektedir. Kurumun lobisinde, ortak dinlenme alanlarında veya geniş toplantı salonlarında sergilenen bu eserler, çalışanlara sürekli olarak ortak başarılarını ve takım ruhunu hatırlatan güçlü birer motivasyon sembolü işlevi görür. Bu durum, eğitim etkisinin ofis hayatında aylarca devam etmesini sağlamaktadır.
- Etkinlik kaç kişilik ekipler için uygundur ve minimum-maksimum katılımcı sınırı nedir? Deneyimsel öğrenme programlarımızın en büyük avantajı son derece esnek ve ölçeklenebilir bir yapıya sahip olmasıdır. Yönetim kurulu düzeyindeki 10-15 kişilik butik liderlik ekiplerinden, tüm şirketin katıldığı yüzlerce kişilik devasa organizasyonlara kadar her ölçekte kusursuz bir şekilde uygulanabilir. Katılımcı sayısı arttıkça, grupların bölündüğü alt istasyonlar ve yönlendirici eğitmen/kolaylaştırıcı sayımız buna paralel olarak artırılmaktadır.
- Positive Mood Institute olarak bu süreci klasik bir eğlence etkinliğinden nasıl ayırıyorsunuz? Piyasada bulunan birçok etkinlik sadece hoşça vakit geçirmeye odaklanırken, biz bir gelişim taahhüt ediyoruz. Dev Kukla Atölyesi ile Pozitif Eğitim sürecimizin arkasında endüstriyel psikologlar ve deneyimli kurum içi eğitim uzmanları bulunmaktadır. Sadece üretme aşamasını değil, sonrasında yapılan detaylı “kurumsal çıkarım ve geri bildirim” (debrief) seanslarını sürecin en değerli parçası olarak görüyor, yaşananları şirket hedeflerinizle doğrudan entegre ediyoruz.



