Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi ile Kurumsal İletişimde Dönüşüm Rehberi

Positive Mood Institute Blog

Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi ile Kurumsal İletişimde Dönüşüm Rehberi

Günümüzün hızla değişen ve yüksek rekabet içeren iş dünyasında, şirketlerin en değerli sermayesi şüphesiz ki insan kaynağıdır. Çalışanlar arasındaki iletişimin kalitesi, kurumun genel başarısını ve sürdürülebilir büyümesini doğrudan etkileyen en temel unsurdur. Geleneksel eğitim yöntemleri, modern çağın karmaşık iletişim sorunlarını çözmekte çoğu zaman yetersiz ve yavaş kalmaktadır. Bu nedenle şirketlerin organizasyonel gelişim için yenilikçi, etkileşimli ve kalıcı yaklaşımlara duydukları ihtiyaç her geçen gün katlanarak artmaktadır.

Bu vizyoner ihtiyaçtan yola çıkan Positive Mood Institute, kurumsal hayatta gerçek bir devrim yaratan modern eğitim çözümleri sunmaktadır. Çalışanların birbirlerini çok daha derinlemesine anlamalarını sağlayan ve işbirliği kültürünü kökten artıran Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi, bu stratejik çözümlerin başında gelmektedir. Kurum içi gizli çatışmaları azaltan bu eşsiz yöntem, sağlıklı ve üretken bir çalışma ortamının temellerini oldukça sağlam bir şekilde atmaktadır.

Özellikle yoğun stres altında ve sıkışık teslim tarihleriyle çalışan ekiplerin, birbirlerinin duygu durumlarını okuyabilmesi kritik bir kurumsal beceridir. Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi tam da bu noktada devreye girerek, teorik insan kaynakları bilgilerini anında pratiğe döken interaktif bir güven alanı yaratır. Katılımcılar, yargılanma korkusunun olmadığı bir oyun ortamında gerçek hayat senaryolarını deneyimleyerek kalıcı ve pozitif davranış değişiklikleri kazanırlar.

Bireylerin sadece kendi pencerelerinden değil, çalışma arkadaşlarının, yöneticilerinin veya müşterilerinin perspektifinden bakabilmesi hedeflenmektedir. Bu çok boyutlu bakış açısı, iş süreçlerindeki tıkanıklıkları giderdiği gibi, kurumsal inovasyonun ve yaratıcı problem çözmenin de önünü açar. Sanal zorlukların oyun mekanikleriyle aşıldığı bu süreç, ofis hayatındaki gerçek krizlerin çok daha hasarsız atlatılmasını sağlayan bir psikolojik antrenman niteliğindedir.

Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi Hakkında Bilgi

Kurumsal dünyada duygusal zeka yönetimi, sadece karşı tarafın hislerini sezmek değil, aynı zamanda bu sezgileri iş süreçlerine verimli bir şekilde entegre edebilmektir. Klasik sınıf eğitimleri genellikle uzun slayt sunumları ve tek yönlü teorik bilgi aktarımı şeklinde gerçekleşmektedir. Bu formatta verilen bir [empati eğitimi], katılımcılarda anlık bir farkındalık yaratsa da, ofise dönüldüğünde etki süresi ne yazık ki oldukça kısa olmaktadır.

Çalışanlar, sadece pasif bir dinleyici olarak aldıkları bilgileri günlük operasyonel stresin ve e-posta trafiğinin altında hızla unutma eğilimindedirler. Bu durum, şirketlerin eğitim bütçelerinin boşa gitmesine ve eğitim yatırımlarının geri dönüşünün (ROI) ciddi anlamda düşmesine neden olan temel bir sorundur. Davranışsal değişimin kalıcı olabilmesi için, bilginin sadece zihinsel düzeyde değil, duygusal ve bedensel düzeyde de deneyimlenmesi şarttır.

Positive Mood Institute tarafından özel olarak tasarlanan modüller, tam olarak bu noktaya odaklanır ve oyunlaştırma (gamification) dinamiklerini merkeze alarak bu yapısal sorunu çözer. Nörolojik araştırmalar, insan beyninin oyun oynarken savunma mekanizmalarını kapattığını, algılamaya çok daha açık ve yeni şeyler öğrenmeye hevesli hale geldiğini kanıtlamaktadır. Oyunlaştırılmış kurgular sayesinde sürece organik olarak dahil olan çalışanlar, empati kurmayı bir zorunluluk değil, eğlenceli bir keşif süreci olarak algılarlar.

Bu yenilikçi Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi programı, rekabetten ziyade işbirliğini, karşılıklı yardımlaşmayı ve birbirini gerçekten dinlemeyi teşvik eden özel oyun mekanikleriyle donatılmıştır. Katılımcılara kendi departmanlarından tamamen farklı roller ve karmaşık karakter kartları verilerek, ofisteki diğer çalışma arkadaşlarının gün içindeki zorluklarını bizzat yaşamaları sağlanır. Örneğin bir satış temsilcisinin finans uzmanı rolüne girmesi, o departmanın yaşadığı prosedürel stresi doğrudan hissetmesine olanak tanır.

Oyun tabanlı öğrenme metodolojileri, kurumsal hayatta hata yapmanın serbest olduğu ve hatta deneyim için teşvik edildiği nadir eğitim platformlarından biridir. Oyunda yapılan yanlış bir iletişimin veya empati eksikliğinin şirkete finansal bir bedeli yoktur; aksine, bu durum üzerine anında ve çok yapıcı bir tartışma ortamı inşa edilir. Uzman psikologlar eşliğinde yürütülen bu derinlemesine değerlendirmeler, çalışanların kendi iletişim kör noktalarını fark etmeleri için paha biçilmez bir ayna görevi görmektedir.

Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi Detayları

Başarılı ve kalıcı iz bırakan bir kurumsal etkinliğin ardında yatan en büyük sır, sürecin organizasyonel ihtiyaçlara göre titizlikle planlanmasıdır. Standart, herkese uyan tek tip paketlerin aksine, her şirketin kurum kültürü, iç dinamikleri ve aşılması gereken iletişim bariyerleri birbirinden tamamen farklıdır. Bu sebeple, eğitim programı tasarlanmadan önce şirket yönetimi ve insan kaynakları ekipleriyle derinlemesine bir ihtiyaç analizi aşaması gerçekleştirilir.

Bu stratejik analiz aşamasında, takımın mevcut moral durumu, departmanlar arası yaşanan gizli çatışmalar ve çalışan bağlılığı anketlerinden çıkan veriler titizlikle incelenir. Belirlenen spesifik hedefler doğrultusunda, oynanacak oyunların senaryoları, zorluk dereceleri ve verilmek istenen alt mesajlar tamamen kuruma özel olarak yeniden şekillendirilir. Böylece katılımcılar, oynadıkları oyunun kendi ofis gerçeklikleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu hissederek sürece çok daha hızlı adapte olurlar.

Etkinlik başladığında, katılımcıları rutin iş zihniyetinden koparıp oyunun dünyasına çekecek özel ısınma (ice-breaker) egzersizleri devreye sokulur. Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi sürecinin bu ilk aşaması, hiyerarşik unvanların unutulduğu ve herkesin eşit bir oyuncu olarak masaya oturduğu psikolojik güven ortamının yaratılmasını hedefler. Isınma evresi başarıyla tamamlandığında, katılımcıların beyin dalgaları analitik moddan çıkarak yaratıcı ve yeniliğe açık bir frekansa geçmiş olur.

Sürecin ana gövdesini oluşturan senaryo bazlı rol oyunları (role-playing), karmaşık iş vakalarının masaüstü oyun veya interaktif dijital simülasyon formatlarına dönüştürülmüş halidir. Ekipler, sınırlı kaynaklar ve kısıtlı bir zaman dilimi içerisinde ortak bir problemi çözmek için sadece mantıklarını değil, duygusal zekalarını da kullanmak zorundadır. Oyunun kurgusu, iletişim kopukluğu yaşandığında takımın puan kaybetmesi veya hedeften uzaklaşması üzerine hassas bir şekilde inşa edilmiştir.

Bu dinamik yapı içerisinde oyuncular, karşı tarafın ne hissettiğini anlamadan ve onun ihtiyaçlarına uygun iletişim dili geliştirmeden oyunu kazanamayacaklarını çok hızlı bir şekilde idrak ederler. Eğitmenler, sürecin içerisine bilinçli olarak beklenmedik krizler ve bilgi asimetrileri ekleyerek katılımcıların stres toleranslarını ve empati reflekslerini ölçerler. Panik anında empati yeteneğini kaybetmeden çözüm üretebilen takımlar, oyunun kazananları olurken aynı zamanda ofisteki kriz yönetiminin de şifresini çözmüş olurlar.

Oyun esnasında kurulan anlık geri bildirim döngüleri (feedback loops), metodolojinin en güçlü pedagojik silahlarından biridir. Oyuncular, yaptıkları hamlenin takım arkadaşları üzerindeki duygusal etkisini anında görür ve davranışlarını o saniye içerisinde revize etme şansı yakalarlar. Bu anlık düzeltmeler, uzun vadede nöroplastisiteyi destekleyerek yeni, pozitif ve empatik nöral yolların beyinde kalıcı olarak oluşmasına büyük katkı sağlar.

Ayrıca, gruplar sadece kendi oyunlarına odaklanmazlar; süreç içerisinde diğer masaların oyun dinamiklerini gözlemleme fırsatı da bulurlar. Bu dışarıdan bakış (meta-gözlem) imkanı, “bizim takım neden bu sorunu çözemedi?” veya “diğer takımın iletişimindeki başarı sırrı neydi?” gibi kritik soruların sorulmasını tetikler. Gözlem yoluyla öğrenme, özellikle savunma mekanizması yüksek ve eleştiriye kapalı çalışanların dirençlerini kırmak için son derece etkili ve dolaylı bir yöntemdir.

Etkinliğin kapanışına doğru gerçekleştirilen yapılandırılmış değerlendirme (debriefing) oturumu, Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi deneyiminin kurumsal bilgeliğe dönüştüğü ana evredir. Positive Mood Institute’un davranış uzmanları, oyun sırasında gözlemlenen iletişim kalıplarını, takımın günlük iş süreçleriyle eşleştirerek somut çıkarımlar yapılmasını sağlarlar. “Oyundaki bu krizi ofiste yaşasaydık kime nasıl yaklaşırdık?” sorusu eşliğinde, deneyim kalıcı bir kurumsal davranış manifestosuna dönüştürülür.

Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi Özellikleri

Yenilikçi eğitim programlarının kurumsal dünyada kalıcı bir yer edinebilmesi için, geleneksel metotlardan ayrılan ve yatırım getirisini kanıtlayan somut özelliklere sahip olması şarttır. Gamifikasyon (oyunlaştırma) tabanlı uygulamalar, doğaları gereği çok yüksek katılımcı etkileşimi yaratma potansiyeline sahiptirler. Bu yüksek etkileşim, eğitimin sadece dinlenen değil, bizzat yaşanılan bir serüvene dönüşmesini garantiler.

Bu yöntemin en belirgin kurumsal özelliklerinden biri, “ölçülebilir ve takip edilebilir” davranışsal veriler sunmasıdır. Oyun içerisindeki karar ağaçları ve takım içi etkileşim metrikleri, kolaylaştırıcı uzmanlar tarafından anlık olarak izlenir ve raporlanır. Şirket yönetimi, eğitim sonrasında hangi departmanların empati konusunda güçlü olduğunu, hangi ekiplerin ise daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu oldukça net ve objektif verilerle görme şansına sahip olur.

Bir diğer önemli özellik ise, yüksek “kapsayıcılık” (inclusivity) kapasitesidir. Farklı yaş gruplarından, farklı eğitim altyapılarından ve farklı departmanlardan gelen çalışanlar, oyunun evrensel dili etrafında anında birleşebilirler. İçe dönük ve ofis ortamında sesini duyurmakta zorlanan çalışanlar bile, oyunun sunduğu güvenli psikolojik kalkan sayesinde liderlik rollerini rahatlıkla üstlenebilir, fikirlerini özgürce beyan edebilirler.

Üstelik bu tarz eğitimler, “eğlendirirken öğreten” (edutainment) formatında oldukları için, çalışanlarda klasik eğitimlere karşı oluşan o meşhur “zaman kaybı” direncini tamamen kırarlar. Çalışanlar, sıkıcı bir konferans salonunda saatlerce oturmak yerine, zihinlerini zorlayan ve bolca kahkaha attıran interaktif bulmacaların içinde kendilerini bulurlar. Öğrenme sürecine eşlik eden endorfin ve dopamin hormonları, edinilen empati becerilerinin kalıcı hafızaya çok daha güçlü bir şekilde kazınmasını sağlar.

Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi Alanları

Kurumların yaşam eğrilerinde zaman zaman motivasyonun düştüğü, iletişim kanallarının tıkandığı veya büyük kültürel dönüşümlerin yaşandığı zorlu evreler meydana gelmektedir. Oyunlaştırma metodolojisinin yüksek modüler ve esnek yapısı, her türlü organizasyonel ihtiyaca ve krize anında adapte edilebilir bir çözüm sunar. Doğru stratejiyle kurgulanan bir eğitim senaryosu, kurumun en kronik iletişim sorunlarını dahi çözen güçlü bir katalizör işlevi görmektedir.

Özellikle şirket evlilikleri (M&A) veya holding bünyesine yeni katılan markaların entegrasyon süreçleri, kültürel çatışmaların en yoğun yaşandığı oldukça hassas dönemlerdir. Eski çalışanlar ile yeni gelen ekipler arasındaki ön yargıları kırmak ve ortak bir kurum kültürü inşa etmek ciddi zaman alır. Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi, bu iki farklı kültürü aynı oyun masası etrafında birleştirerek aralarındaki buzları eritir ve asimilasyon yerine sağlıklı bir entegrasyon süreci başlatır.

Çalışan sirkülasyonunun (turnover) yüksek olduğu ve personel sadakatinin azaldığı şirketlerde, toksik işyeri kültürünü temizlemek için en sık başvurulan müdahale yöntemlerinden biridir. Takım içerisinde dedikodunun, bilgi saklamanın veya rekabetin zarar verici boyutlara ulaştığı durumlarda ekiplerin acilen empatik bir sıfırlanmaya ihtiyacı vardır. Oyun ortamında birbirlerinin hassasiyetlerini ve zorluklarını gören çalışanlar, toksik davranış kalıplarından uzaklaşarak daha yapıcı bir tutum sergilemeye başlarlar.

Yeni işe alım (onboarding) süreçlerinin uzun ve sıkıcı oryantasyon sunumlarından kurtarılması için de bu yöntem mükemmel bir alternatiftir. İşe yeni başlayan personelin, şirketin farklı departmanlarındaki iş akışlarını ve organizasyonel kültürü anlaması oyun senaryoları üzerinden çok daha hızlı gerçekleşir. Aynı zamanda, kıdemli çalışanlarla aynı oyunda yer alan yeni personel, hiyerarşik baskı hissetmeden kurumun sosyal ağına hızla entegre olarak kurumsal aidiyet duygusunu ilk günden kazanır.

Son olarak, yıl sonu değerlendirme toplantıları ve vizyon belirleme kamplarında (kick-off) zihinsel yorgunluğu atmak ve toplantı verimini artırmak amacıyla sıklıkla tercih edilmektedir. Yoğun veri akışı ve stratejik hedeflerin konuşulduğu günün ardından, empatik oyun seansları çalışanların zihinlerini resetleyerek onları yeni döneme hazırlar. Öğrenilen stratejik bilgilerin çok daha pozitif bir algıyla kabul edilmesine zemin hazırlar.

Liderlik Gelişiminde Kullanım Örneği

Günümüz liderlik anlayışı, ekiplere sadece talimat vermekten çıkmış, onlara ilham veren, potansiyellerini ortaya çıkaran ve sorunları proaktif olarak çözen bir rehberliğe dönüşmüştür. Yeni nesil yöneticilerin ve yönetici adaylarının bu vizyona ulaşabilmesi için yüksek derecede duygusal zekaya sahip olmaları gerekmektedir. Oyunlaştırılmış senaryolar, liderlerin kendi yönetim tarzlarını objektif bir şekilde değerlendirebilecekleri risksiz bir simülasyon alanı yaratır.

Yönetim Becerilerine Etkisi

Eğitim sürecinde yöneticiler, çoğu zaman ekiplerindeki ast rollerine geçirilerek kararların alt kademede nasıl bir baskı yarattığını bizzat deneyimleme şansı bulurlar. Mikro yönetim (micromanagement) yapan bir lider, sürekli müdahale edilen bir çalışan rolüne girdiğinde, bu tutumun motivasyonu nasıl yok ettiğini çok net ve acımasız bir şekilde hisseder. Bu tersine rol oyunları (reverse role-play), yöneticilerde sarsıcı bir farkındalık yaratarak yönetim stillerini esnetmelerini ve ekiplerine daha fazla otonomi tanımalarını sağlar.

Stratejik Karar Alma

Liderler, oyun içerisindeki kısıtlı kaynakları yönetirken takımın duygusal dinamiklerini de dengede tutmak zorundadırlar. Sadece rasyonel kararlar alıp takımın moralini görmezden gelen liderlerin oyun senaryosunda hızla başarısız olduğu kurgular özellikle tasarlanır. Bu kurgular sayesinde yöneticiler, şirketin finansal hedefleriyle çalışanların psikolojik iyi oluşları (wellbeing) arasında kurmaları gereken o hassas stratejik dengeyi, gerçek bir zarar görmeden uygulamalı olarak öğrenmiş olurlar.

Departmanlar Arası İletişimi Güçlendirme Kullanım Örneği

Büyüyen ölçekli organizasyonların en büyük yapısal sorunu, departmanların kendi içlerine kapanarak dış dünya ile iletişimi kestiği “silo sendromu” durumudur. Satış, operasyon, pazarlama ve insan kaynakları gibi farklı disiplinlerin birbirlerini suçlama eğilimi, şirketin genel hızını keser ve müşteri memnuniyetsizliğine yol açar. Bu sorunu sadece e-posta uyarılarıyla veya şirket içi bildirgelerle çözmek imkansızdır.

Siloları Yıkmak

Atölye formatındaki eğitimlerde, özellikle birbiriyle en çok çatışan departmanların çalışanları karma gruplar halinde aynı oyun takımına yerleştirilir. Ortak bir düşmana (oyun içindeki kurgusal kriz) karşı omuz omuza mücadele etmek zorunda bırakılan bu çalışanlar, aralarındaki mesleki ön yargıları hızla unuturlar. Finans müdürü ile lojistik elemanının aynı hedefe kilitlenerek birbirlerini dinlemeye başlaması, kurumsal siloların temeline yerleştirilmiş en güçlü dinamittir.

Ortak Dil Yaratmak

Her departmanın kendi teknik argosunu (jargon) kullanarak diğerleriyle konuşması, ofis içindeki iletişimsizliğin en temel kaynaklarından biridir. Oyunlar, tüm oyuncuları sıfır noktasında eşitleyerek karmaşık jargonlardan arındırılmış ortak ve evrensel bir iletişim dili kurmaya zorlar. Katılımcılar, karşı tarafın kendilerini anlayabilmesi için mesajlarını nasıl basitleştirmeleri ve hangi empatik tonda iletmeleri gerektiğini pratik eder; bu da genel organizasyonel iletişimi son derece berraklaştırır.

Kriz Yönetimi ve Problem Çözme Kullanım Örneği

Global iş dünyasının belirsizlikleri, şirketleri her an öngörülemeyen krizlerle ve ani piyasa şoklarıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu tarz panik anlarında ekiplerin dağılmadan çözüm odaklı kalabilmesi, tamamen birbirlerine duydukları güvene ve empatik yaklaşıma bağlıdır. Oyunlaştırma tabanlı senaryolar, bu güven kaslarını geliştirmek için mükemmel bir antrenman sahası sunar.

Çevik Reaksiyon Geliştirme

Oyun kurgusunun tam ortasında bilinçli olarak yaratılan ani kural değişiklikleri veya beklenmedik şok senaryoları, iş hayatındaki krizlerin birebir simülasyonlarıdır. Ekipler bu sürpriz şoklar karşısında birbirlerini suçlamak veya şikayet etmek yerine, hemen organize olarak yeni duruma adapte olmak zorundadırlar. Bu anlık kriz müdahaleleri, kurumun organizasyonel çevikliğini (agile mindset) artırırken, belirsizlikler karşısındaki tolerans eşiğini de ciddi anlamda yukarı çeker.

Baskı Altında Odaklanma

Zaman daralırken ve oyunun kaybedilme riski oldukça yüksekken, oyuncuların üzerinde oluşan o gerçekçi psikolojik baskı, liderlik ve empati testinin zirve noktasıdır. Stres altındayken sesini yükselten, iletişim kanalını kapatan veya takım arkadaşını dinlemeyen karakterler anında tespit edilir. Geri bildirim seanslarında bu anlar detaylıca incelenerek, baskı altındayken bile zarafeti, nezaketi ve takım ruhunu korumanın stratejik yolları tüm ekibe profesyonelce öğretilir.

Müşteri İlişkileri ve Satış Geliştirme Kullanım Örneği

Kurumsal eğitimin etkilerinin doğrudan finansal bilançolara yansıdığı en net alan, satış ve müşteri ilişkileri ekiplerinin performans artışıdır. Ürün özelliklerini ezberlemek veya agresif satış teknikleri uygulamak, modern tüketicinin ikna olması için artık yeterli bir yöntem değildir. Modern satış, müşterinin gerçek sorununu derinden anlamak ve onunla duygusal bir bağ kurabilmek sanatıdır.

Müşteri Beklentilerini Anlama

Satış temsilcilerinin müşteri rollerine girdiği empatik simülasyon oyunları, satışçıların kendi sundukları hizmete dışarıdan, oldukça eleştirel bir gözle bakmalarını sağlar. Satın alma korkularını, bütçe endişelerini ve güven arayışını bizzat oyuncu olarak deneyimleyen bir temsilci, sahaya döndüğünde karşısındaki müşterinin beden dilini ve gizli itirazlarını çok daha hızlı okur. Bu derin anlayış, satış konuşmasını standart bir sunumdan çıkarıp çözüm ortaklığına dönüştürür.

Satış Süreçlerinde Duygusal Zeka

İtiraz karşılama ve zor müşteri yönetimi konularında uygulanan oyunlaştırılmış modüller, personelin kişisel öfke veya hayal kırıklığı yönetimini olağanüstü derecede iyileştirir. Müşterinin reddedişini kişisel bir saldırı olarak algılamak yerine, bunun altındaki gerçek duygusal nedeni empatiyle analiz etme becerisi kazandırılır. Bu sayede hem çalışanların tükenmişlik oranları düşer hem de kaybedilmek üzere olan pek çok zorlu müşteri kuruma yeniden ve güçlü bir bağla kazandırılır.

Oyunlaştırılmış Empati Eğitimi Sıkça Sorulan Sorular

Kurum kültüründe köklü ve kalıcı bir dönüşüm yaratmayı hedefleyen bu yenilikçi eğitim uygulamaları hakkında, vizyoner şirket yöneticilerinin ve İK profesyonellerinin aklında haklı olarak çeşitli sorular oluşabilmektedir. Süreci tamamen şeffaflaştırmak, doğru beklentileri oluşturmak ve metodolojinin derinliğini aktarabilmek adına, bu formatla ilgili en çok merak edilen stratejik detayları uzman perspektifiyle yanıtladık.

  1. Katılımcıların oyuna direnç göstermesi veya süreci ciddiye almaması gibi bir risk var mıdır? Klasik eğitimlere alışkın olan kurumsal yapılarda ilk dakikalarda hafif bir şaşkınlık yaşanması son derece doğaldır. Ancak Positive Mood Institute’un tasarladığı senaryolar, yetişkin psikolojisine uygun karmaşıklıkta ve zeka seviyesinde olduğu için basit çocuk oyunlarından tamamen farklıdır. Kolaylaştırıcı uzmanlarımız, doğru ısınma egzersizleri ve profesyonel yönlendirmelerle her seviyeden yöneticinin ve çalışanın sürece büyük bir ciddiyet ve hevesle dahil olmasını %100 garanti altına almaktadır.
  2. Eğitim süreci ne kadar zaman alır ve ideal grup büyüklüğü nasıl olmalıdır? Derinlemesine bir davranışsal etki yaratabilmek için bu eğitimlerin ideal süresi genellikle yarım gün ile tam gün (4-8 saat) arasında kurgulanmaktadır. Etkileşimin kalitesini en üst düzeyde tutmak amacıyla, masalardaki gruplar 5-8 kişilik ideal alt takımlara bölünür. Şirketinizin mevcuduna göre aynı salon içerisinde onlarca masa eşzamanlı olarak yarışabilir; yani ister 15 kişilik bir çekirdek ekip isterse 200 kişilik dev bir departman için süreç aynı kusursuzlukta işletilebilmektedir.
  3. Eğitim sonrasında somut olarak ne gibi kurumsal değişiklikler gözlemleyeceğiz? Eğitimin ilk haftasından itibaren ofis içindeki iletişim tonunun gözle görülür bir şekilde yumuşadığına, gergin e-posta yazışmalarının yerini yapıcı telefon görüşmelerine bıraktığına şahit olacaksınız. Orta ve uzun vadede ise departmanlar arası siloların yıkıldığını, sorun çözüm sürelerinin ciddi anlamda kısaldığını ve takım içi yardımlaşma taleplerinin arttığını eNPS (Çalışan Bağlılığı) anketlerinizde rakamsal veri olarak çok net bir şekilde görebilirsiniz.
  4. Eğitim senaryoları şirketimizin faaliyet gösterdiği sektöre özel olarak uyarlanabiliyor mu? Kesinlikle evet; zaten bu eğitim metodunun en güçlü kası sunduğumuz sonsuz özelleştirme kapasitesidir. İhtiyaç analizi fazında şirketinizin yer aldığı sektörel dinamikleri, rakip baskılarını ve müşterilerinizin tipik itirazlarını detaylıca dinliyoruz. Oyundaki tüm karakterleri, çözülmesi gereken vakaları ve finansal argümanları tamamen sizin endüstrinizin gerçekliklerine uygun şekilde yeniden yazarak hiper-gerçekçi bir simülasyon evreni oluşturuyoruz.
  5. Positive Mood Institute’un klasik danışmanlık firmalarından metodolojik farkı nedir? Bizler bilginin sadece dikte edilerek değil, bizzat deneyimlenerek aktarıldığı öğrenme modellerine inanıyoruz. Programlarımız, kurumsal psikologlar ve profesyonel oyun tasarımcıları (game designers) tarafından ortaklaşa geliştirilmiş benzersiz patentli içeriklerdir. Sadece salonda keyifli zaman geçirmeyi değil, eğitim sonunda şirketinize ölçülebilir ve sürdürülebilir bir “iletişim tasarımı” bırakmayı stratejik olarak taahhüt ediyoruz.

 

By signing in, you agree to our terms and conditions and our privacy policy.

New membership are not allowed.