Kaosun İçinde Doğaçlama Liderlik

Positive Mood Institute Blog

Kaosun İçinde Doğaçlama Liderlik

Yirmi yıl öncesinin işletme okullarında liderlik, bir orkestra şefliğine benzetilirdi. Liderin önünde kusursuz bir nota sehpası (stratejik plan), elinde bir baget (yetki) ve karşısında ne zaman hangi notayı çalacağını bilen itaatkar bir orkestra (organizasyon) vardı. Her şeyin önceden yazıldığı, kuralların belli olduğu ve başarının sadece bu kuralları en iyi şekilde icra etmeye bağlı olduğu bir dünyaydı bu. Ancak bugün, o konser salonunun çatısı uçmuş, nota sehpaları devrilmiş ve orkestra üyeleri ellerindeki enstrümanları bırakıp tamamen bilmedikleri yeni aletlerle müzik yapmaya çalışmaktadır. Artık bir senaryo yoktur. Sahne kaotiktir ve liderin elindeki baget, fırtınanın ortasında hiçbir işe yaramayan tahta bir çubuğa dönüşmüştür.

Dünya, VUCA (Değişken, Belirsiz, Karmaşık, Muğlak) kavramını bile geride bırakarak, Amerikalı fütürist Jamais Cascio’nun tanımladığı BANI (Kırılgan, Kaygılı, Doğrusal Olmayan, Anlaşılamaz) çağına girmiştir. Sistemler aniden kırılmakta (Brittle), belirsizlik kronik bir kaygı yaratmakta (Anxious), neden-sonuç ilişkileri kopmakta (Non-linear) ve olaylar mantık çerçevesinde anlaşılamaz (Incomprehensible) hale gelmektedir. Böyle bir dünyada, 5 yıllık stratejik planlar yapmak veya geçmiş verilere bakarak geleceği tahmin etmeye çalışmak, dikiz aynasına bakarak araba kullanmaya benzer. Geleneksel “Komuta ve Kontrol” liderlik modeli çökmüştür. Artık ihtiyaç duyulan şey, kaosu kontrol etmeye çalışan bir yönetici değil, kaosun içinde takımıyla birlikte uyumla hareket edebilen bir “Doğaçlama Lider”dir.

Kontrol İllüzyonu ve Senaryosuzluk Anında Donup Kalma Sendromu

Liderlerin çoğu, kariyerlerini “bilmek” üzerine inşa etmiştir. Sorunları analiz etmek, verileri toplamak ve en doğru kararı vermek üzerine eğitilmişlerdir. Ancak BANI dünyasında veri ya yoktur ya da çelişkilidir. Bir kriz anında (örneğin bir pandemi, ani bir teknolojik disrapsiyon veya tedarik zinciri çöküşü) liderin önüne gelen senaryo kağıdı bomboştur. İşte bu “bilmeme” hali, geleneksel liderlerde “Analiz Felci”ne (Analysis Paralysis) veya biyolojik bir donma (Freeze) tepkisine yol açar. Kontrolü kaybetme korkusu, lideri ya aşırı otoriterleşmeye ya da tamamen pasifleşmeye iter. Her iki durum da organizasyon için felakettir.

Positive Mood Institute olarak vurguladığımız nokta şudur: Liderlik, her cevabı bilmek değil, cevapların olmadığı yerde bile eyleme geçebilme kapasitesidir. Kontrol bir illüzyondur; gerçek olan tek şey adaptasyondur. Senaryo yırtıldığında, liderin yapması gereken ilk şey, eski senaryonun parçalarını birleştirmeye çalışmak (geçmişe tutunmak) değil, o an sahnede ne varsa onunla yeni bir hikaye kurmaya başlamaktır. Bu zihinsel geçiş, liderin “yönetmen” koltuğundan kalkıp “oyuncu” olarak sahneye inmesini gerektirir. Bu, statü ve ego için tehdit edici görünse de, hayatta kalmanın tek yoludur.

Doğaçlama Tiyatronun (Improv) Liderlik Manifestosu

Doğaçlama tiyatro, sanılanın aksine sadece komedi yapmak veya rastgele saçmalamak değildir. Aksine, belirsizlikle başa çıkmanın, anlık iletişim kurmanın ve kolektif yaratıcılığın en disiplinli formudur. Bir doğaçlama oyuncusu sahneye çıktığında ne söyleyeceğini, partnerinin ne yapacağını veya hikayenin nereye gideceğini bilmez. Ancak panik yapmaz. Çünkü sahip olduğu zihinsel kaslar (derin dinleme, kabul etme, katkı sağlama), onu her türlü sürprize karşı hazırlıklı kılar. İş dünyasındaki liderlerin de bugün ihtiyaç duyduğu kaslar tam olarak bunlardır. Doğaçlama felsefesi, liderlere “mükemmel planı” değil, “mevcut gerçekliği” yönetmeyi öğretir.

Bu felsefenin merkezinde “An’da Kalmak” (Presence) yatar. Gelecek kaygısı (Acaba yanlış mı yaparım?) veya geçmiş pişmanlığı (Keşke böyle olmasaydı) zihni bulandırır ve tepki süresini yavaşlatır. Doğaçlama lider, tüm dikkatiyle “Şimdi ve Burada” mevcuttur. Ekibindeki duygusal değişimleri, piyasadaki zayıf sinyalleri ve ortamın enerjisini anında algılar. Planlarına değil, algılarına güvenir. Bu yüksek farkındalık hali, kriz anlarında sükuneti korumanın ve ekibe güven vermenin anahtarıdır. Lider paniklemediğinde ve “Bilmiyorum ama birlikte bulacağız” diyebildiğinde, ekip de sakinleşir ve çözüm moduna geçer.

“Evet, Ve…” Tekniği: Direnci Kırıp İnovasyonu Başlatmak

Doğaçlama liderliğin en güçlü aracı, basit ama devrimsel bir iletişim kuralı olan “Evet, Ve…” (Yes, And…) prensibidir. Geleneksel iş dünyasında dil genellikle “Evet, Ama…” üzerine kuruludur. “Fikrin güzel ama bütçemiz yok”, “Evet haklısın ama prosedürler buna izin vermez.” “Ama” kelimesi, kendinden önce söylenen her şeyi iptal eden, enerjiyi düşüren ve bir duvar ören engelleyici bir kelimedir. “Ama”, gerçekliğe direnç göstermektir. Kaos anında direnç göstermek ise kırılmayı garantiler.

“Evet, Ve…” ise tam tersi bir işleyişe sahiptir. “Evet”, mevcut durumu veya karşıdan gelen teklifi olduğu gibi kabul etmek demektir (Onaylamak değil, varlığını kabul etmek). “Ve” ise bu gerçekliğin üzerine yeni bir şey inşa etmektir. Kriz anında bu teknik şöyle çalışır:

  • Geleneksel Lider: “Bu kriz olmamalıydı, planlarımız altüst oldu!” (Reddediş ve Şikayet)
  • Doğaçlama Lider:Evet, şu an büyük bir krizin ortasındayız ve planlarımız işlevsiz kaldı (Kabul). Ve bu durum bize rakiplerimizin cesaret edemediği o riskli adımı atma fırsatını veriyor, şimdi elimizdeki kaynaklara bakalım (İnşa).” Bu yaklaşım, lideri kurban psikolojisinden çıkarıp fail (agent) konumuna taşır.

Hata Yapma Lüksü ve Psikolojik Güvenlik Alanları

Senaryosuz bir ortamda hareket etmenin doğal sonucu hata yapmaktır. Eğer bir lider, hem “çevik olalım” deyip hem de “sıfır hata” bekliyorsa, organizasyonu kilitler. Doğaçlama liderlik, “Hızlı Hata Yap, Hızlı Öğren” (Fail Fast, Learn Fast) döngüsünü bir slogan olmaktan çıkarıp bir kültüre dönüştürür. Doğaçlama sahnesinde “yanlış” hamle yoktur, sadece “teklif” vardır. Bir oyuncu sahneye girip beklenmedik bir şey yaptığında, diğer oyuncular onu “bozmaz”, aksine o hatayı oyunun yeni ve heyecan verici bir parçasına dönüştürür. Buna “Mutlu Kazalar” denir.

Liderlerin görevi, ekipleri için bu güvenli deneme alanlarını yaratmaktır. Psikolojik güvenlik, bir çalışanın “Şu an saçmalıyor olabilirim ama kimse beni yargılamayacak” diyebildiği andır. İnovasyon tam olarak bu “saçmalama” hakkının olduğu yerde filizlenir. Kaos ortamında en iyi fikirler genellikle hiyerarşinin tepesinden değil, sahadaki ön cepheden gelir. Liderin görevi, bu fikirleri yargılamak (editörlük yapmak) değil, onları cesaretlendirmek ve üzerine inşa etmektir. Hata yapmanın cezalandırılmadığı, aksine bir veri toplama yöntemi olarak görüldüğü ekipler, BANI dünyasının kırılganlığına karşı “Antikırılgan” (Antifragile) bir direnç geliştirirler.

Kolektif Zeka ve Egolardan Arınmış Liderlik

Doğaçlama liderliğin en zorlayıcı yanı, egoyu kapıda bırakmayı gerektirmesidir. Klasik liderlik “Ben bilirim, siz yaparsınız” derken; doğaçlama liderlik “Biz birlikte keşfederiz” der. Sahnede yıldız oyuncu yoktur, “Takım” vardır. Doğaçlamanın altın kuralı şudur: “Partnerini iyi göster.” (Make your partner look good). Lider, kendi parlaklığını değil, ekibinin parlaklığını artırmaya odaklandığında, kolektif zeka devreye girer. Kaos o kadar karmaşıktır ki, tek bir zihnin (ne kadar zeki olursa olsun) bunu çözmesi imkansızdır. Çözüm, farklı bakış açılarının senkronize bir şekilde, hiyerarşisiz bir akış içinde birleşmesindedir.

Bu durum, liderin “hizmetkar lider” (servant leader) rolüne bürünmesini sağlar. Lider, sahnenin önünde alkış alan değil, sahnenin zeminini tutan kişidir. Positive Mood Institute eğitimlerinde deneyimlettiğimiz gibi, liderler bu “bilmeme” ve “kontrolü bırakma” halini güvenli bir ortamda tecrübe ettiklerinde, üzerlerinden büyük bir yükün kalktığını hissederler. Her şeyi bilmek zorunda olmamanın hafifliği, onların yaratıcılığını serbest bırakır. Ekip üyeleri de liderlerinin bir “süper kahraman” değil, bir “oyun arkadaşı” olduğunu gördüklerinde, sorumluluğu paylaşmaya daha istekli olurlar.

Yönetmen Koltuğundan Oyuncu Sahnesine İnmek

Gelecek, senaryosu önceden yazılmış, provaları yapılmış ve garanti altına alınmış bir tiyatro oyunu olmayacak. Gelecek, kuralları her an değişen, dekorun sürekli yıkılıp yeniden yapıldığı ve seyircinin sahneye dahil olduğu devasa bir doğaçlama gösterisi olacak. Bu gösteride ayakta kalacak olanlar, senaryonun yırtılmasına ağlayanlar değil; yırtılan kağıt parçalarından konfeti yapıp kutlamaya başlayanlar olacaktır.

Liderlik artık bir statü değil, bir eylem biçimidir. Bir uyumlanma sanatıdır. Kaosun içinde yönünü bulmak isteyen liderlerin sorması gereken soru “Planımız ne?” değil; “Şu an sahnede ne var ve biz bununla ne yaratabiliriz?” olmalıdır. Doğaçlama liderlik, belirsizliği bir tehdit olarak görmekten vazgeçip, onu sonsuz olasılıklar içeren bir davet olarak görme cesaretidir. Müzik değiştiğinde dansı değiştirmekten korkmayın. Çünkü en iyi hikayeler, her zaman planlanmamış anlarda yazılır.

 

By signing in, you agree to our terms and conditions and our privacy policy.

New membership are not allowed.